Saint Exupery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saint Exupery etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2020 Pazar

Çocuklar Büyüyünce

A. Saint Exupery'nin "Küçük Prens" isimli kitabı dünyaca bilinmektedir. 
"Savaş Pilotu" isimli kitabı ise, pek az tanınmaktadır. Bu kitap, pilotluk da yapan yazarın savaş, çocuk, büyümek ve yaşamın anlamı üzerine kaleme aldığı düşüncelerinden oluşmaktadır. 
Ben bu "yazı-yorumun" başlığını "Savaş Pilotu" yerine "Çocuklar Büyüyünce" olarak seçtim. 
Çünkü, kitap ele aldığı konularla birlikte çocukların masumiyetini çok etkili biçimde anlatıyor. 

***
Çocukluk, gençlik, yaşlılık ve ölüm. Hayat başlar, ilerler ve biter. Ama çocukluğun o eşsiz masumiyeti hiçbir evrede görülmez.
İnsanın, heyecandan kalbi küt küt atarak bir eşiği aştığı gün var; bu eşiğin dibinde öğrencilik biter ve hayat başlar.
Yetişkin insanların yaşamını dolduran kaygı, tehlike ve acılar öğrencilik çağındakiler için çok geçerli değildir.
Çocuk, yaşlanmaktan korkmaz. Çocuktur o; oyununu oynar.
İnsanlar şu uçsuz bucaksız yer yüzünde pek az yer kaplıyor aslında.
Ah, o uçsuz bucaksız ülke; çocukluk...
***
İkinci Dünya Savaşı'nda 40-50 milyon arası insan yaşamını kaybetmiştir. Bu rakamın 60 milyon olduğunu söyleyenler de vardır. Çünkü, 100 milyondan fazla askerin savaşa katıldığını yazıyor bazı kaynaklar. 
Exupery de savaşa katılanlardan ve yıkımı görenlerden:
"Savaş korkunçtur. Onu yaşadım ve 15 gün içinde 150 bin kişinin can verdiğini biliyorum.
Yaşam, her zaman planları bozar."

***
Savaş, ölüm ve yıkım yıllarında insanın tutunacağı yegane dal: Sevgi!
Sevgi, genişlik duygusu verir insana.
Anılarım, biriktirdiğim şeyler, bütün sevgilerim elimde. 
Bir ağacın kökleri gibi, toprağın derinliklerinde köklerim var. 
Hep umutsuzca umut besledim.
Büyüdünüz mü, kendi başınıza bırakırlar sizi.
Büyükleri kimse korumaz çünkü.

***
"Yaşamım her saniye bana yeniden bağışlanıyor" diye düşünmüşümdür hep. 
Paylaşılan ekmeğin tadını hiçbir şey veremez. Ekmek, vatanımın evlerini ışıklandırıyor, hayat veriyor insanlarıma.
Kabul ettiğim tek zafer, tohumun yaşama gücündeki/inadındaki zaferdir.
Düşünen insan tohum demektir; bir gerçeği bulan başkalarına da gösterir.
Yalnız sevgi götürür insanı zafere.
Aklı fikri güneşte olan tohum, taşın toprağın kayanın arasından kendine bir yol bulur her zaman.

Her şeyden önce varlığımızı yadırgamamak,her şeyini kabullenmek zorundayız.
Var olabilmek için her şeyden önce sorumluluk yüklenmek gerekir.
Herkes, herkesten sorumludur.
Her insan, bütün öbür insanların günahını omuzlarında taşır. 

Uygarlıktır, insanları yoğuran.
İnsanlar soysuzlaştıysa, yenildiysem yakınmaya hakkım var mı?
Ağaç, köklerine benzemeyen dallarla dışa vurur kendini.

Yavaş yavaş unuttum kendi doğrularımı. İnsan'ın bütün insanları, taş'ın da bütün taşları özetlediğini sandım.
Hiç kimsenin umutsuzluğa kapılmaya hakkı yoktur. Umutsuzluk, kendi benliğinde Tanrı'nın yadsınması demektir.
Umutlu olma ödevi: "Çok mu önemli sayıyorsun kendini? Kendini beğenmişlikten başka bir şey değil senin umutsuzluğun."
Kederli insan, herkesi kedere boğar.
Sözün kısası insanı (insanlığı) yitirdik.
İnsan ailesi için ölür; bir takım nesneler ya da duvarlar için değil.
Bir sevgi yaratabilmek için, ilkin kendinden bir şeyler vermek gerekiyor.
Bütün iddialarını kaybedenlere susmak düşer...
***
Yazarlık böyle bir şey: Savaş, acı, ölüm arasında yine vicdan, yine sevgi ve yine umut...