Tarık Buğra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarık Buğra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2018 Salı

TARIK BUĞRA, KÜÇÜK AĞA

Her insan bir yolcu yeryüzünde ve bu dünyadan yalnızca geçiyoruz. İşte bu geçişi anlamlandırabilenler, bu yolculukta fark oluşturabilenler insana ve insanlığa birşeyler katabiliyor. 
Bazen basite aldığımız, önemsemediğimiz konular ve kitaplar
yaşamın rotası hakkında çok önemli etkiler bırakabiliyor ya da anımsatmalar yapabiliyor. Yazgı... İnanılsın ya da inanılmasın ulusların da kişiler gibi yazgısı var. Bu yüzden romanlar birebir gerçekliklerin kendisi değil. Ancak "yaşanmışlıkların çok önemli ve değerli bir yansımasıdır" denebilir.

Ortaöğretim ve lise sıralarında herkesin okuması gereken bir kitap Küçük Ağa. Güzel bir söz vardı : "Geçmişini unutursan onu hep tekrar etmek zorunda kalırsın." Tarih ulusların hafızasıdır. Tarihi bilincin zihinlerde oluşması "birlikte yaşamak" ve "birlikte geleceğe yürümek" açısından terapi edici etkileri olacaktır. Bir ideoloji ve karakter inşa etmek değil; bir varoluşu ve yeniden dirilişi yeni kuşaklara iletmek açısından bu tür kitaplar önemli değerler içermektedir. 
Kitap Osmanlı, Arap coğrafyasının kaybedilişi, Kurtuluş Savaşı olaylarını anlattığı gibi; yürekliler, yüreksizler; umudu ayakta tutanlar ve umutsuzlar hakkında da önemli çözümlemeler sunmaktadır. 
***
Kitabın bir yerinde Gönülsüzlerin Haydar'ın (Doktor) anlattığı bir anekdot var. Arap coğrafyasında cephede bir Arapla sohbet ederken Haydar Arapların Osmanlıya ihanet ettiğinden söz ediyor. Arabın verdiği yanıt oldukça düşündürücü: "Kızma ve anla Doktor! Osmanlıya bağlı olduğumuz zamanlarda Osmanlı hem güçlü hem de adaletli idi. Şimdi ise ne güç ne de adalet kaldı. Biz de kendimize yeni bir yol bulduk."
Arabın verdiği yanıt aslında insanlık tarihinin özeti. "Güç ve adalet" birlikte olmadığı zaman ulusların devamı büyük bir tehdit altına girmektedir. Toplumsal dengeler ve örüntüler bozulduğu için de arkasından yıkım gelmektedir.
***
Kitabın bir yerinde geçen "Kemiğe hasret itler uluyor" cümlesi de kitapların anlatamadığı, anlatamayacağı toplumsal ve psikolojik pratikleri anlatıyor. 
***
Bizde her il, her ilçe ve belki de her kasaba hatta köy filmlere ve romanlara konu olacak tarihi olaylar barındırıyor. Ne yazık ki, bunların yaşama geçmesi konusunda ortak bir kültür ve birikim yok. Mesela Küçük Ağa'da anlatılan Akşehir, çoğu kimsenin bilmediği, tanımadığı bir Akşehir. Yalnızca Nasrettin Hoca ile bildiğimiz Akşehir, bizim bildiğimiz Akşehir değilmiş oysa. Kurtuluş Savaşı'ndaki en önemli merkezlerden ve direniş noktalarından birisi olan Akşehir'i yeterince tanıtan çalışmaların yapılması gerekiyor. Kuvay-ı Milliye'nin en önemli merkezlerinden birisi olan Akşehir aynı zamanda çok kültürlü bir toplumsal yapıyı da yansıtıyor. O dönemdeki Rum ve Ermeni nüfus ve bunların içindeki vatanseverler ile düşman saflarında olanlar çok güzel anlatılmış. 
Tarık Buğra Küçük Ağa'da Kurtuluş Savaşı'nı Akşehir ve Konya merkezli olarak anlatıyor. Ankara, Eskişehir, Kütahya savaşın son dönemlerinde en önemli çatışmaların, hezimetlerin ve zaferlerin yaşandığı kentler. 
Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri ve siyasi dehasına teslim olan Anadolu'nun zaferi harika bir duygusallık ve bilinçle sunulmuş. Ve Küçük Ağa'nın (İstanbullu Hoca) hayran bırakan vatanseverliği ve yararlılığı. 
***
İnsanın öyküsü değişmiyor. İhanet, vatanseverlik, kıskançlık, gurur, zafer, hezimet hep birlikte var oluyor. 
Aslında her yaşta yeniden okunması gereken bir kitap bu. Tarihi unutarak köksüzlük sürecine girmemek için okumak gerek. 

5 Ekim 2018 Cuma

Gençliğim Eyvah (Tarık Buğra)

Tarık Buğra'nın bu isimde bir romanı çok da bilinmiyor. En azından ben öyle sanıyorum. Okuyunca çok ilginç buldum. Sürükleyici ve heyecan verici bir kurgu.
Romanda "İhtiyar ve Delikanlı" karşılaştırması var. Kötülükle iyiliğin kavgası.
Alışılmadık ve ilginç ifadeler ve kavramsallaştırmalar kullanılmış kitapta. 1979'da basılan bir
roman için hayli şaşırtıcı... 1979 yılı için hayli iddialı denebilecek konular işlenmiş.

***
Kitaptan bazı ifadeler:

* "Sersemlikleri Koruma, Geliştirme ve Yayma Vakfı" (İhtiyar toplumu sersemlerden oluşan bir yığın olarak görüyor.)
* "Gururun en tiksindiği şeydir pişmanlık."
* Bu bir "dahiyane namussuzluk"tu delikanlıya göre.
* İhtiyar, "Karanlık çağlardan kalma bir büyücü" mü?
* "Deha -mutlak sıfır gibi- mutlak bencilliktir."
* İnsanlar genellikle "dik sürüngenler"dir.
* "En mendebur yaratıkta bile bir yaşama hırsı vardır."
* "Solucanlar gibi dik sürüngenler de hayatta kalmak için çaba gösterirler."

***
Bir yanda ihtiyar, diğer yanda Raşit ve Güliz...
Bir tarafta mendeburluk, diğer tarafta birbirine bağlanan kalpler...
Umulmadık bir son. Toplumsal alt üst oluşlar, kaos.
İhtiyarın planlarının kusursuzluğu. Ama her planın mutlaka bir kusuru olur öyle değil mi?
Hüzünlü bir son.
İnsanları eşyalaştıran, hiçleştiren bir otomatın romanı: Gençliğim Eyvah!